Son Dakika


ABD’nin en gizemli nükleer laboratuvarlarından biri olarak görülen Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’nda görev yapmış eski bir siber güvenlik yetkilisinin ardından ortaya çıktığı öne sürülen dosyalar, UFO tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
ABD’de UFO ya da resmi adıyla tanımlanamayan hava olayları etrafındaki tartışma, bu kez Los Alamos Ulusal Laboratuvarı üzerinden büyüdü. İddiaya göre laboratuvarın eski siber güvenlik şefinin ölümünün ardından geride bıraktığı belgeler arasında, ABD hükümetinin yıllardır UFO iddialarını ciddiyetle incelediğini düşündüren dosyalar bulundu.
Söz konusu belgelerin, hayatını kaybeden yetkilinin oğlunun babasına ait eşyaları toparlarken eline geçtiği öne sürüldü. Dosyalarda “atmosferik anomaliler” başlığı altında iç yazışmalar, bilimsel raporlar, bazı fotoğraflar ve üst düzey görüşmelere ilişkin kayıtların yer aldığı iddia edildi. Kimliklerin güvenlik ve mahremiyet gerekçesiyle açıklanmadığı belirtilirken, bu materyallerin daha sonra araştırmacı gazeteci Jeremy Corbell’e ulaştırıldığı aktarıldı.
Corbell, belgelerin kendisini bile şaşırttığını söylerken, bunların yalnızca merak uyandıran notlar değil, sınıflandırılmış düzeyde yürütülen ciddi incelemelerin izlerini taşıdığını savundu. Belgelerin içinde, UFO itki sistemleriyle ilişkilendirilen bilimsel çalışmalara ve devlet içindeki üst düzey toplantılara işaret eden kayıtlar bulunduğunu ileri sürdü.
LOS ALAMOS İDDİALARIN MERKEZİNDE
New Mexico’daki Los Alamos Ulusal Laboratuvarı, ABD’nin atom bombası geliştirme programındaki merkezi rolü nedeniyle zaten yıllardır derin devlet gizliliği, nükleer araştırmalar ve sıra dışı hava olaylarıyla ilişkilendirilen bir yer olarak biliniyor. Laboratuvarın bulunduğu bölge, geçmişte “Nükleer Üçgen” olarak anılan alanla ve 1940’ların sonunda atom tesisleri yakınlarında görüldüğü öne sürülen gizemli “yeşil ateş toplarıyla” da sık sık anılmıştı.
Bu nedenle Los Alamos adı, sadece bilimsel araştırmalarla değil, Soğuk Savaş döneminden kalan atmosfer gözlemleri, gizli hava çalışmaları ve yıllardır süren komplo teorileriyle de iç içe geçmiş durumda. Hatta yıllar boyunca, laboratuvar çevresinde ele geçirilmiş yabancı teknolojilerin gizli depolarda tutulduğuna dair doğrulanmamış çalışan iddiaları da gündeme gelmişti.
Corbell’in anlattığına göre oğul, babasının eşyalarını incelerken sıradan evraklarla değil, “ağır” denebilecek içeriklerle karşılaştığını fark etti. İddiaya göre belgelerde yalnızca ABD içindeki kayıtlar değil, Rusya’daki bazı gözlemlere dair bilgiler de yer alıyordu. Corbell, eline geçen materyaller arasında geçmiş yıllarda çok konuşulan UFO vakalarına ait orijinal Polaroid fotoğraflar, iç yazışmalar ve yüksek düzeyde yapılan toplantılara ilişkin notların bulunduğunu öne sürdü.
Paylaşıldığı belirtilen bazı sayfalarda daire biçimli cisimler, tarlalara çizilmiş şekiller ve silindir benzeri tanımlanamayan nesnelerin görüldüğü aktarıldı. Belgeler arasında, Florida’daki Gulf Breeze bölgesinde 1987 ile 1991 yılları arasında tekrar tekrar görüldüğü öne sürülen tanımlanamayan cisimlere ait tanık çizimleri ve fotoğraf büyütmelerinin de bulunduğu belirtildi. Bu materyallerin, tekil bir olaydan çok yıllara yayılan düzenli bir gözlem zincirine işaret ettiği savunuldu.
Tanık ifadelerine göre bazı cisimler sessiz biçimde evlerin, kıyıların ve ağaçlık alanların üzerinde süzülüyor, üzerlerinde parlak beyaz ışık sıraları, kırmızı ve yeşil yanıp sönen ışıklar ve “lomboz” benzeri detaylar görülüyordu. Bazı nesnelerin yaklaşık 3 ila 6 metre yüksekliğinde, 36,5 metre genişliğe kadar ulaştığının tarif edildiği aktarıldı.. Kimi fotoğraflarda ise merkezinde aşırı parlak beyaz alan bulunan, çevresinde kırmızı ya da mavi-yeşil hale taşıyan cisimlerin yer aldığı ileri sürüldü.
“DEVLET YILLARDIR CİDDİYE ALIYORDU” İDDİASI
Jeremy Corbell, belgelerde geçen bazı isimlerin kendisine tanıdık geldiğini, hatta geçmişte farklı soruşturmalarda karşılaştığı bazı bilim insanlarını burada gördüğünü söyledi. Ona göre asıl dikkat çekici nokta, bu kişilerin daha önce UFO’larla ilgili çalışma yürüttüklerini kamuoyuna hiç anlatmamış olması.
Corbell, yıllar boyunca bu belgelerin gerçekliğini sınamaya çalıştığını, halen hayatta olan yazarlara tek tek ulaşmaya çalıştığını ve materyalleri kamuoyuyla paylaşmadan önce uzun doğrulama çabaları yürüttüğünü savundu. Ancak buna rağmen, paylaşılan belgelerin şüphecileri tek başına ikna etmeyebileceğini de kabul etti. Yine de bu dosyaların, hükümetin uzun süredir tanımlanamayan hava olaylarını perde arkasında ciddiyetle takip ettiğine dair şüpheleri güçlendirdiğini ileri sürdü.
Bu noktada haberin en kritik tarafı, belgelerin doğruluğundan çok, böyle bir iddianın neden yine Los Alamos gibi olağanüstü gizlilikle anılan bir kurum etrafında şekillendiği. Çünkü laboratuvarın geçmişi, sıradan bir araştırma merkezi olmanın çok ötesinde, ABD ulusal güvenlik mimarisinin en hassas halkalarından biri olarak görülüyor. Bu yüzden burada yürütüldüğü öne sürülen her “ekstra” çalışma, UFO meraklılarından savunma çevrelerine kadar geniş bir alanda yankı buluyor.
Corbell ayrıca, UFO bağlantılı gizli programlara temas eden muhbirlerin baskı gördüğünü, bazılarının tehdit edildiğini ve bu nedenle birçok kişinin konuşmaktan çekindiğini de iddia etti. Ona göre kamuoyu önüne çıkan her yeni belge, yalnızca içerdiği bilgiler nedeniyle değil, o bilgilerin neden yıllarca saklandığı sorusu nedeniyle de önem taşıyor.
WASHINGTON’DA YENİ HAREKETLİLİK
Los Alamos kaynaklı bu iddialar sürerken, Washington cephesindeki bir başka gelişme de dikkat çekti. Başkan Donald Trump’ın UFO belgelerini açıklama yönündeki söylemlerinin ardından, federal “aliens.gov” alan adında teknik hareketlilik tespit edildiği öne sürüldü. Daha önce pasif görünen bu alan adının şimdi SSL hatası vermesi, bazı çevrelerde sitenin canlı bir sunucuya bağlandığı ama henüz kamuya açılmadığı yorumlarına neden oldu.
Uzmanlar ise burada temkinli bir çizgi çekiyor. Siber güvenlik çevrelerine göre bir alan adının SSL hatası vermesi, her zaman büyük bir açıklamanın eli kulağında olduğu anlamına gelmiyor. Devlet kurumları çoğu zaman siteleri aylar, hatta yıllar önceden kuruyor; bunları önce iç test, geçici sistem ya da hazırlık altyapısı olarak kullanıyor. Yani ortada teknik bir hareket olsa da bunun doğrudan kamuya açık bir UFO arşivine dönüşeceği kesin değil.
Buna rağmen zamanlama dikkat çekici bulundu. Çünkü son dönemde Washington’da hem siyasetçiler hem de savunma yetkilileri, tanımlanamayan hava olaylarına ilişkin daha fazla belgenin açıklanması yönünde baskıyı artırıyor. Özellikle askeri bölgeler, savaş alanları, üsler ve hassas hava sahaları yakınında görülen küresel, puro biçimli ya da “şeker” benzeri cisimlere ait kayıtların açıklanması için çağrılar yapılıyor.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Anna Paulina Luna’nın Savunma Bakanı Pete Hegseth’e gönderdiği mektupta, 46 ayrı görüntünün teslim edilmesini istediği de bu tartışmayı daha görünür hale getirdi. İddiaya göre bu görüntüler arasında İran ve Suriye çevresindeki olaylar, ABD üsleri ve havaalanları yakınındaki karşılaşmalar ile 2023 yılında Lake Huron üzerindeki düşürme olayına ilişkin kayıtlar da bulunuyor.
Luna, Pentagon’dan başlangıçta yanıt gelmediğini söyleyerek tepkisini açıkça dile getirdi. Bu çıkış, Washington’daki UFO dosyalarının yalnızca kamuoyu merakıyla değil, ulusal güvenlik başlığı altında da değerlendirildiğini gösterdi. Çünkü yasa yapıcılar açısından mesele artık sadece “uzaylı var mı” sorusundan ibaret değil; hassas askeri alanlarda görülen ve kimliği netleştirilemeyen cisimlerin ne olduğu, hangi ülkeye ya da teknolojiye ait olabileceği de tartışmanın merkezinde duruyor.

BELGELER TARTIŞMAYI BÜYÜTTÜ
Sonuç olarak Los Alamos’tan çıktığı öne sürülen dosyalar, ABD hükümetinin UFO iddialarını yıllardır perde arkasında incelediği tezine yeni bir halka ekledi. Bu belgelerin gerçekten ne kadar resmi, ne kadar kapsamlı ve ne ölçüde doğrulanabilir olduğu ise tartışmalı olmaya devam ediyor. Ancak dosyaların zamanlaması, Washington’daki şeffaflık baskısı ve federal alan adındaki teknik hareketlilik bir araya gelince, UFO tartışması yeniden ülke gündeminin üst sıralarına tırmandı.
Şimdilik ortada kesinleşmiş bir resmi açıklama yok. Ama nükleer sırlarla anılan Los Alamos’tan geldiği iddia edilen belgeler ile başkentte artan açıklama baskısı birleşince, ABD’nin UFO dosyalarının önümüzdeki dönemde çok daha sert bir siyasi ve kamusal tartışmaya dönüşeceği anlaşılıyor.
BENZER HABERLER